RUSSEL GOUGH, "Karakteriniz Kaderinizdir" adlı kitabında diyor ki:
"Doğru ve iyi olanı bilmek ile doğru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli bağlantı; doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır.Eğer karakter gelişmemişse tahsil ise yaramıyor.''
Unutmayalım; banka hortumlayanlar, devleti soyanlar, rüşvet alanlar, vatanı çıkar uğruna satanlar, maç satanlar, şike yapanlar, teşvik verenler; birilerini hakir görüp aşağılamakla yükseleceklerini zannedenler hep tahsilli bireylerdir..."
O yüzden Roosevelt demiş ki:"Bir insanı ahlaken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır.
14 Eylül 2010 Salı
13 Eylül 2010 Pazartesi
HAYAT
HAYAT...Gidene kal demeyeceksin. ..
Gidene kal demek zavallılara,
Kalana git demek terbiyesizlere,
Dönmeyene dön demek acizlere,
Hak edene git demek asillere yaraşır.
Kimseye hak etmediğinden fazla değer verme, yoksa... değersiz hep sen olursun...
Düşün...Kim üzebilir seni, senden başka?
Düşün...Kim üzebilir seni, senden başka?
Kim doldurabilir içindeki boşluğu, sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni, sen hazır değilsen?
Kim yıkar, yıpratır, sen izin vermezsen?Kim sever seni, sen kendini sevmezsen?
Her şey sende başlar, sende biter...
Yeter ki yürekli ol, tükenme, tüketme, tükettirme içindeki yaşam sevgisini...
Ya çare sizsiniz,ya da çaresizsiniz.
Öyle bir hayat yaşadım ki cenneti de gördüm, cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden, kendimi bir sahnede buldum,
Oynadım. Öyle bir rol vermişlerdi ki okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazan evimde, hem kızdım hem güldüm halime.
Kendi kendime konuştum bazan evimde, hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki söz ver kendine;Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin,
Sevilmek istiyorsani önce sevmeyi bileceksin,
Uçmayı biliyorsan, düşmeyi de bileceksin,
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredeceksin.
Öyle hayat yaşadım ki son yolculukları erken tanıdım.
Öyle değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundan.
Anladım.
F. NIETSZCHE (1844-1900)
Hep acele etmem bundan.
Anladım.
F. NIETSZCHE (1844-1900)
26 Nisan 2009 Pazar
DELİ DELİ OLMA
Baş rollerde; Şerif Sezer ve Tarık Akan. Oyuncu kadrosunda ayrıca; Levent Tülek, Zuhal Topal, Barış Üregül, Deniz Arna, Korel Cezayirli, Cemile Nihan Turhan, Ozan Erdoğan yer alıyor."DELİ DELİ OLMA" sözü Kars'ta “Aklını başına al” anlamında kullanılılıyormuş.
Bu filme Döne ile birlikte gittik.Tam bir insanlık durumu hikâyesi. Çok duru,temiz ve içten bir anlatım.Mişka(93 Harbi'nde Çar'ın zoru ile Kars'a göç eden Malakan Kavmi'nin son temsilcisi) ile köyün korkusundan titrediği yaşlı,huysuz kadın Popuç'un arasındaki ilişkiyi anlatıyor.Popuç ölesiye bir kin ve nefret duymaktadır Mişka'ya.Buna karşılık Popuç'un küçük kız torunu tam tersi bir arkadaşlık kurar, Mişka ile ve hikâye bir piyano etrafında gelişir.Senaryonun dışında beni etkileyen; doğa görüntüleriydi.Filmi uzun uzun anlatmayacağım.merak edin ve seyredin istiyorum,çünkü.
NOT: Film eksi 28 derecede çekilmiş.Sırf bu zorluğa karşın verilen emek için bile gidilir bu filme.
Bu arada Levent Tülek'in oyunculuğuna da diyecek yok doğrusu.
SLUMDOG MILLIONAIRE
Filmin ilk sahnesinden son 20 dakikasına kadar gözümü kırpmadan izledim.Müthiş bir hikâye.Zekice bir örgüye sahip.Hikâyeden daha da etkileyicisi görüntüler.O görüntüler,mekanlar tamamen olduğu gibi çekilmiş yani ;gerçek! Ve seyirciyi içine çekiyor.Her kare "Hadi canım, yok artık!" dedirtiyor. Küçücük çocukların onca kötülük içinde nasıl varlık sürdürdüğüne, hayatta kalabildiklerine şaşırıp şaşırıp, duruyor, insan.Hele de o yarışma.Soruların (hele hele de varoşlarda yetişmiş bir gencin cevapları gözü kapalı) bilinmesi karşısında nutkum tutuldu.Ancak dediğim gibi son 20 dakikaya kadar.Sonu klasik Bollywood tarzında Mutlu, masalsı sonlardan hoşlananların seveceği bir tarz.Şimdiden iyi seyirler dilerim.
30 Mart 2009 Pazartesi
28 Mart 2009 Cumartesi
GÜRBÜZ ERGİNER (Quetzalcoatl)
ANKARA ÜNİVERSİTESİ DİL VE TARİH-COĞRAFYA FAKÜLTESİ ETNOLOJİ BÖLÜM BAŞKANI değerli hocamız GÜRBÜZ ERGİNER'i bir trafik kazası sonucu kaybetmiş bulunuyoruz.1994-1998 yıllarında her dersinde bize verdiği bilgiler,anlattıkları karşısında hayranlığımız kat kat artardı kendisine.Özellikle mitoloji alanında anlattıklarıyla biz efsaneler arasında müthiş yolculuklar yaşadık.
İnsanlarla bir süre yaşadın,onlara doğruları gösterdin ve uygarlığı öğrettikten sonra göklere geri döndün;göksel suların ve rüzgarların,sabah yıldızının ilahı Quetzalcoatl !
ZAMANIMIZIN PARADOKSU

Grammy ödüllü ABDli stand-up komedyen, oyuncu ve yazar GEORGE CARLIN, 71yaşında kalp yetmezliginden öldü.George Carlin Amerika'da 70 ve 80 li yilların bir komedyeni idi. Biraz ağzıbozuk olarak bilinirdi. 11 Eylül'den ve karısının ölümünden sonra söyle yazmıştı
Tarih icinde zamanımızın paradoksunu soyle sıralayabiliriz :
Tarih icinde zamanımızın paradoksunu soyle sıralayabiliriz :
Daha yuksek binalarımız,
ama daha kısa sabrımız var;
daha genis oto yollarımız,
ama daha dar bakış açılarımız var.
Daha çok harcıyoruz,
ama daha az seye sahibiz;
daha fazla satın alıyoruz,
ama daha az hoşnut kalıyoruz.
Daha buyuk evlerimiz,
ama daha küçük ailelerimiz;
daha cok ev gereçleri,
ama daha az zamanımız var.
Daha cok eğitimimiz,
ama daha az sağduyumuz;
daha fazla bilgimiz,
ama daha az bilgeliğimiz var.
Daha cok uzmanımız,
ama yine de daha çok sorunumuz;
daha cok ilacımız,
ama daha az sağlığımız var.
Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz,
çok savurganca para harcıyoruz,
çok az gülüyoruz,
çok hızlı araba kullanıyor,
çok cabuk kızıyoruz,
çok geç saatlere kadar oturuyor,
çok yorgun kalkıyoruz,
çok az okuyor
çok fazla TV izliyoruz
ve çok ender şükrediyoruz.
Mal varlıklarımızı çoğalttık,
ama değerlerimizi azalttık.
Çok konuşuyoruz,
çok az seviyoruz
ve çok sık nefret ediyoruz.
Gecimimizi sağlamayi öğrendik,
ama yaşam kurmayı öğrenemedik.
Yaşamımıza yıllar kattık,
ama yıllara yaşam katamadık.
Aya gidip gelmeyi öğrendik,
Ama yeni komsumuzla karşılaşmamak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var.Dış Uzayı fethettik,
ama iç dünyamızı edemedik.
Daha büyük isler yaptık,
Ama daha iyi işler yapamadık. Havayı temizledik,
ama ruhumuzu kirlettik.
Atoma hükmettik,
Ama önyargılarımıza edemedik.
Daha çok yazıyoruz,
ama daha az öğreniyoruz.
Daha çok plan yapıyoruz,
daha az sonuca varıyoruz.
Koşuşmayı öğrendik,
ama beklemeyi öğrenemedik.
Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak icin daha cok bilgisayarlar yapıyoruz,
ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.
Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ iliskilerin zamanıdır. Günümüzz artık, iki maaşın girdigi
ama bosanmaların daha cok oldugu,
daha süslü evler,
ama dağılmış yuvalarin olduğu günlerdir.
Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atilan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir. Vitrinlerde her şeyin sergilendigi,
ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
